14 Eylül 2009 Pazartesi

Demir Almak.. I

Demir almak günü gelmişse de zamandan sarılıyorum inadına hayata, ki hayata demir atalı çok da olmamış bu dünyada. Hepi topu üç beş sene, hepi topu üç beş anı.. Ne almışım ki şu dünyadan daha, ne vermişim ki bu dünyaya dertten başka? Çekmektense kahrını dünyanın, bütün suçu atıyorum dünyaya, lekeli masumiyetimi yaşıyorum çocukmuşçasına. Yaşamkla yaşamamış olmak arasında gidip gelmelerimin sonu gelmedi daha. Ama gideceğim işte.. Gideceğim yine.. Ben hep gitmeye mahkûmmuşum. Biz hep gidiyormuşuz aslında. Gelen gidermiş, giden gelmezmiş. Gelmeyenlerden olmaktansa hiç gitmemek en güzeli. Daha yaşanacak çok şey varmış, daha ölecek çok dostluk var. Düşmanlar yaşayacak daha, düşmanlıklar yaşlanacak. Kadim dostluklara leke sürecek yine nefretler. Karanlıklar yine galip gelecek ben demir aldığımda. Karanlığın tohumu serpilmiş bu dünyaya, ben en başında demir attığımda..

Kavramak zor yaşadığım bu süreci. Gidiyorum hep, arkama bakamadan. Gitmeye mahkûmum. Gitmelere mecburum. Ana rahminin rahatından kovulduğumda başlamış demir almalarım. Uzaklaşmışım. Kendime ıraklaşmışım. Hep yabancılaşmışım. Yabancılaşmışız. "Bu güne en uzak gün, dün"ü ardımda bırakmışım hep, ve bir an öncesi hep dün olmuş benim için. Geri gelmeyecek ne de olsa, o gelmese de ben gidemeyeceğim. Gidenleri hiç yakalayamamışız, gidenleri hiç umursamamışız. Hep gitmişiz. Hep bitmişiz. Gidişlerimiz bitişlerimiz de olsa, hep yeni başlangıçlar için bitmişiz. Yeniden doğmak için ölüp durmuşuz. Ama doğmamışız. Ölmüşüz sadece. Doğmadan ölmüşüz tekrar tekrar. Ne ilkmiş bitiş ne de son. Hani "son" var ya, ölmek getirmemiş sonumuzu. Hayallerimizle ölmüşüz, dostlarımızla ölmüşüz. Hiç dirilmemişiz. Hiç bir sevda yakamamış ateşimizi. Hiç bir sevdaya yanmamışız adam akıllı. Hep akılsız kalmışız, hep çocuk kalmışız. Hep öğrenmeye muhtaç, hep "çok bilmiş"mişiz..

Dünyaya geldiğimizde, yani ilk defa öldüğümüzde, ağlamışız. Hiçbir şey bilmeden, daha gün yüzü görmeden, korku nedir bilmeden, ağlamışız. Gülüp durmuş diğerleri. "Bir mahkûm" daha gelmiş bu dünyaya. Gidişlere ve bitişlere mahkûm biri daha. İlk nefesimiz ilk gözyaşımız olmuş da, duymamış diğerleri isyan çığlıklarımızı. Biz yine ölmüşüz. Büyümüşüz..

İnançsızca kavrulmuşuz zamanla, inançsızca kavrulmuşuz zamanda. Zaman hep bizden bir adım ötede, zaman hep bizden biraz daha yaşlı, zaman hep bizden biraz daha yaslı. Gün gelmiş, başımızı yaslayacak sıcak bir sine bulmaktan aciz kalmışız. Demir almışız çocukluktan. Yaşamadan yaşlanmışız.

Yaşlanacağımız güne hasret kalmışız. Tekrar öleceğimiz güne. Bu sefer gerçekten yeniden doğmak için ölecekmişiz. Öyle derlerdi hep. Yeniden dirilmek için ölmek gerekmiş. Peki ölmek için dirilmek gerekmez miymiş? Biz hep ölmüşüz? Ben hep ölmüşüm. Ben hep öldürmüşüm, kendimi, hayallerimi, benliğimi.. Rüyalarımı terk etmem gerekmiş. Rüyalarım hiçlikmiş. Yaşamışlığım, yaşlanmışlığım. Bir boşluktan ibaretmiş..

Ve yaşamadan yaşlanmışken. Ölümüne yaşamışken ölmeyecekmişçesine, o gün gelmiş. Sadece biraz erken. Yine ölmek gerekmiş. Demir almak gerekmiş. Buralardan gitmek günü gelmiş. Ecel yine zamansız, ecel yine mekânsız. Ecel gelmiş. Rota çoktan belli, anlamı kalmamış cümlelerin.. senli.. benli.. Ölmüşüz yine. Ölmüşüz bir daha hiç ölmeyecekmişçesine..

Sail Away.. // Demir Alıyorum..

Once upon a time we had a lot to fight for

We had a dream ,we had a plan

Sparks in the air we spread a lot of envy

Didn't have to care upon a time

Bir zamanlar kavga edecek çok şeyimiz vardı

Bizim bir rüyamız vardı , bizim bir planımız vardı.

Kıvılcımlar havada, biz çokça kıskançlık serdik

Umursamak zorunda değildik bir zamanlar

Remember when I swore

That love was never ending

That you and I would never die

Remember when I swore

We had it all...

We had it all...

Hatırla, yemin ettiğimde

Sevgi sonsuzdu

Senin ve benim asla ölmeyecek olduğumuz gibi

Hatırla, yemin ettiğimde

Biz ona bütünüyle sahiptik...

Biz ona bütünüyle sahiptik...

Sail away , it's time to leave

Rainy days , are yours to keep

Fade away , the night is calling my name

You will stay , I'll sail away

Demir al ,ayrılık zamanı

Yağmurlu günler, saklaman için senin

Gözden kaybol, gece beni çağırıyor

Sen kalacaksın, ben demir alacağım...

Once upon a time we used to burn candles

We had a place to call a home

The dream that we livedwas better than divine

Everyday was like a gift

Once upon a time

Bir zamanlar mumları yakardık

Ev diyeceğimiz bir yer vardı

Bizim yaşadığımız rüya

Kutsal olandan da güzeldi

Hergün bir hediye gibiydi

Bir zamanlar....

Remember when you swore

Your love was never ending

That you and I will never die

Remember when you swore

We had it all

We'd never fall

Hatırla, yemin ettiğinde

Sevgin sonsuzdu

Senin ve benim asla ölmeyecek olduğumuz gibi

Hatırla, yemin ettiğinde

Biz ona bütünüyle sahiptik

Biz asla düşmeyecektik...

Sail away, it's time to leave

Rainy days,are yours to keep

Fade away,the night is calling my name

You will stay,I'll sail away

Demir al ,ayrılık zamanı
Yağmurlu günler, saklaman için senin
Gözden kaybol, gece beni çağırıyor
Sen kalacaksın, ben demir alacağım...

No reason to lie

No need to pretend

I'm grateful to die

To live once again

I'm fearless to fly

And reach for the end

And reach for the end

Ohhohhoohhhohhhohh

Yalan söylemeye gerek yok

Rol yapmaya ihtiyacın yok

Ölmekten çok mutluyum

Bir daha yaşamak için...

Uçmak için korkusuzum

Sona ermek için korkusuzum

Ve sona ermek için

Sail away...

Demir al...

Sail away,it's time to leave

Rainy days,are yours to keep

Fade away,the night is calling my name

You will stay,

I'll sail away

Demir al ,ayrılık zamanı

Yağmurlu günler, saklaman için senin

Gözden kaybol, gece beni çağırıyor

Sen kalacaksın, ben demir alacağım...

Sail away

The night is calling my name

Sail away...

Demir alıyorum...

Gece beni çağırıyor

Demir alıyorum....